Salı, Kasım 11, 2007 · Kategori: Diyet Rehberi
Ömrü Uzatan 7 Gıda
Badem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay...
Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007�ye sağlıklı bir
başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve
diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini
açıkladı. Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak
miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli
yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü
kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece
damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak
çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.
Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra
görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede
bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor.
Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka
kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri
zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir
tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay
kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan
şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan
köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını
ve romatizmayı önlediğini unutmayın.
Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım
Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor.
Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi
kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında
pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.
Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için
özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca,
özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze
çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve
kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı
miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla
sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki
yaratıyor.
Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml.
zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren �8oxodG� adlı
maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin
yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi
koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle
günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.
Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin
azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine
yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran
yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı
vücudu koruyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum ( yok ) Yorum yaz!
Tüm yazı, video ve resimler alıntır. İstenildiği takdirde kaldırılabilir.
Salı, Kasım 11, 2007 · Kategori: Diyet Rehberi
Obezite, yani şişmanlık tedavisinin günümüzde doktorları, klinikleri,
diyetisyenleri, zayıflama ilaçları, şok diyetleri, diyet yiyecek ve
içecekleri, aletleri, edavatı...
ile milyar dolarlık dev bir sektör olmasına hiç de şaşırmamalı.
Çünkü, dünyada hem çok fazla kilosu ve çok fazla parası olan
milyonlarca insan var, hem de bu fazlalıklara göz dikmiş çok fazla
akılları olan insanlar. Amaç, karında, göbekte, kalçalardakilerle
beraber cüzdan ve ceplerdeki fazlalıkları uygun şekilde gidermektir.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, diyetleri Mynet okurları için yazdı.
EN İYİSİ ŞİŞMANLAMAMAK
Zayıflamanın türlü çeşitli yolları var. Hangisini seçelim diye
soruyorsanız, en iyisi hiç şişmanlamamak derim. Esas önemli olan, her
besinden yiyerek hayat boyu dengeli beslenmeyi bir alışkanlık haline
getirebilmektir. Başka bir deyişle, yemek için değil, yaşamak için
yemeyi öğrenmeliyiz.
Çünkü, bir kere hem yerleşmiş yağ dokusunu kaybetmek çok zordur ve hem
de kısa zamanda bin bir emekle, zahmetle verilen kilolar genellikle
daha kısa zamanda üstelik de fazlasıyla geri alınır.
TERAZİLERLE DOST OLMALI
Kimse zorla zayıflatılamaz. Önce şişmanları, şişman
olduklarına, bunun bir hastalık olduğuna ve zayıflamaları gerektiğine
inandırmak gerekir. Zira, pek çok obez terazilerden hiç hoşlanmaz,
fazla kilolu olduğunu da genellikle kabul etmez.
YEDİĞİMİ ÇOCUK YEMEZ
Şişmanların en büyük bahanelerinden biri de "Su içsem yarıyor"
dur. Hiç de fazla yemedikleri halde kilo almaktan veya verememekten
yakınanlar bütün yedikleri ve içtiklerini kaydederlerse, kabahatin suda
olmadığını kolayca anlarlar. Bunlar, "abur-cuburları"yiyecek ve
içecekten saymayanlardır.
PAZARTESİ DİYETLERİNDEN VAZGEÇMELİ
Birçok insan her pazartesi veya her aybaşı sabahı diyete
başlar, ancak daha o akşam veya en geç ertesi gün de vazgeçer. Çünkü,
insanlar çok kısa zamanda, yediklerinden fazla kısmadan 'kolayca'
zayıflamayı isterler. Hatta, mümkün olsa da bir düğmeye basılıp fazla
kilolar birden kaybolsa çok iyi olacaktır.
SİHİRLİ BİR DİYET YOK
Bir kere şuna emin olun ki, öyle birkaç haftada bilmem kaç kilo
verdiren 'şok diyetler' yararsız olduğu gibi, sağlık için de çok
risklidir. Belki bunlarla kısa sürede kilo verilebilir, ama diyet
bırakılınca eski kilolar hemencecik fazlasıyla geri alınır. Bu tür
diyetlerde kaybedilen yağ değil, kas dokusudur.
Aç kalarak ve kendi başına yapılan diyetlerle de zayıflamak genellikle imkânsızdır. Çektiğiniz eziyet yanınıza kâr kalır.
EN İYİ DİYET HANGİSİ
Şişmanlarda bu fazlalıklar olduğu sürece onlara göz diken yeni
birileri mutlaka çıkacaktır. En iyi diyet, bir doktor ve diyetisyen
tarafından kişiye özel olarak hazırlanan diyettir. Kilo vermekte hiç
aceleci olunmamalıdır. İdeal bir diyette, vücudun ihtiyacı olan her tür
besin olmalı, ancak miktarı ve kalorisi düşük tutulmalıdır. Esas önemli
olan verilen kiloların bir daha geri alınmamasıdır. İnsanı aç ve hâlsiz
bırakan rejimlere itibar edilmemelidir.
PAHALI DİYET ÜRÜNLERE KANMAMALI
Diyet veya 'light' adı altında satılan çikolatalar, reçeller,
kekler, bisküviler... gerçekten çok pahalıdır. Bunların yerine kalorisi
düşük olan alternatifler bulmak her zaman mümkündür. Bu pahalı
ürünlerin tek faydası, cebinizde yiyeceğe verecek para bırakmamam
yoluyla kilo vermenize katkıda bulunmasıdır. Diyetisyenlerin
vizitelerinin de çok yüksek olmasının bir nedeni de budur zaten.
PARASI OLAN DA AÇ, OLMAYAN DA
Bu dünya bir tuhaf.
Gençken parası olmadığından... bulamadığından yiyemeyen insanlar,
paraları pulları olduğunda ise, bu sefer de kilo almamak ya da fazla
kilolarını verebilmek için aç bilaç gezmek zorunda kalıyorlar.
Sonuçta, parası olan da aç, cebi delik olan da.
Kalıcı Bağlantı Yorum ( yok ) Yorum yaz!
Tüm yazı, video ve resimler alıntır. İstenildiği takdirde kaldırılabilir.
« Önceki ::